kaynak: xkcd.com
Kültür Sanat Hobi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kültür Sanat Hobi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Haziran 2012 Cumartesi
17 Ocak 2012 Salı
21 Ekim 2011 Cuma
Çiğ Köfte
Urfa'nın hakimi Kenan, Hz. İbrahim'in görkemli bir ateşte yakılmasını ve bunun herkese ders olmasını ister. Bu sebeple de civardaki yanacak herşeyin toplatılmasını emreder. Askerleri ağaçlar bir kenara, insanların evlerindeki kap-kacaklara dahi el koyar.
Ocağında yakacak malzemesi kalmamış bir evde ise kocası eşine ne yemek yapacağını sorar. Kadın çiğ ceylan etini alır, bol acıya bular ve yoğurmaya başlar. Acı, bir nebze de olsa yemeği pişirmiştir.
İşte tarihin ilk çiğ köftesi budur.
Ocağında yakacak malzemesi kalmamış bir evde ise kocası eşine ne yemek yapacağını sorar. Kadın çiğ ceylan etini alır, bol acıya bular ve yoğurmaya başlar. Acı, bir nebze de olsa yemeği pişirmiştir.
İşte tarihin ilk çiğ köftesi budur.
28 Eylül 2011 Çarşamba
Angora
Derler ki, Nuh'un gemisi Anadolu'dadır. İşte bu deyişi destekleyen efsanelerden biri:
Nuh'un gemisi fırtınalarda savrulup dururken bir noktada öyle bir dalga geliyor ki; geminin çapası kopuyor. Gel zaman git zaman, tufan sona erince medeniyetlerini inşa etmek isteyen insanlar Anadolu'nun ortasında bir çapayla karşılaşıyorlar. Deniz yok, gemi yok. Diyorlar ki "bu Nuh'un gemisinin çapası".
Tam da oraya bir kasaba kuruyorlar ve çapanın hürmetine bu şehre dillerinde çapa anlamına gelen Angora (hani İngilizce'deki "anchor" gibi) diyorlar.
Yani bugünkü Ankara.
Nuh'un gemisi fırtınalarda savrulup dururken bir noktada öyle bir dalga geliyor ki; geminin çapası kopuyor. Gel zaman git zaman, tufan sona erince medeniyetlerini inşa etmek isteyen insanlar Anadolu'nun ortasında bir çapayla karşılaşıyorlar. Deniz yok, gemi yok. Diyorlar ki "bu Nuh'un gemisinin çapası".
Tam da oraya bir kasaba kuruyorlar ve çapanın hürmetine bu şehre dillerinde çapa anlamına gelen Angora (hani İngilizce'deki "anchor" gibi) diyorlar.
Yani bugünkü Ankara.
23 Nisan 2011 Cumartesi
Şey
Ömer Hayyam cebir üzerine çok düşünür ve çalışır. Bu sırada denklemlerde bilmediği sayılara Arapça "şey" demektedir. Bizim bugün bilmediğimiz "şey"ler için kullandığımız ifade.
Araplar Endülüs'e kadar yayılırlar ve İspanyollar kulaklarına "şey" olarak gelen sözcüğü yazılışta "xai" olarak kullanırlar (zaten bugün Katalanca ve Portekizce'de de x harfi ş olarak okunur).
Zamanla matematikçiler "xai"yi kısaltarak ona "x" demeye başlar ve bilinmeyen anlamına gelen evrensel "x" ifadesi oluşur.
22 Nisan 2011 Cuma
Özgürlük Nedir
Özgürlük iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmektir. Eğer buna izin verilirse, gerisi kendiliğinden gelir.
George Orwell, 1984
George Orwell, 1984
17 Nisan 2011 Pazar
Galvarino
Mapuche yerlisi Galvarino 16. yüzyılda Güney Amerika'da önüne gelen ırkı sindiren İspanyol Kolonisi'yle yapılan bir savaşta esir düşer. Galvarino'nun kollarından birini keserek diğer yerlilere ders vermek isteyen İspanyollar'a Galvarino diğer kolunu da uzatır ve kestirir. Kafasını da tahtaya koyar; İspanyollar ise bu halinin yerlileri sindirmesi için onu canlı bırakıp kabilesine yollarlar.

Sindirmek ne kelime: Galvarino, komşu kabileler ile oluşturduğu 1500 kişilik ordunun en önüne geçer, iki eline bıçaklar bağlar ve savaşa koşar. Bu delinin arkasındaki silahsız ordu İspanyollar'ın atlı-tüfekli ordusuna kök söktürür; uzun süre sonunda yenilir; ancak Galvarino'nun bu mücadelesi İspanyol Kolonisi için sonun başlangıcı olmuştur.
Zira Galvarino'nun mücadelesinin etkilediği ve birleştirdiği Mapuche'ler, Güney Amerika'da İspanyollar'ın 300 yıl boyunca savaşıp sindiremediği ve topraklarından çekilmek zorunda kaldığı ilk ırktır.

Sindirmek ne kelime: Galvarino, komşu kabileler ile oluşturduğu 1500 kişilik ordunun en önüne geçer, iki eline bıçaklar bağlar ve savaşa koşar. Bu delinin arkasındaki silahsız ordu İspanyollar'ın atlı-tüfekli ordusuna kök söktürür; uzun süre sonunda yenilir; ancak Galvarino'nun bu mücadelesi İspanyol Kolonisi için sonun başlangıcı olmuştur.
Zira Galvarino'nun mücadelesinin etkilediği ve birleştirdiği Mapuche'ler, Güney Amerika'da İspanyollar'ın 300 yıl boyunca savaşıp sindiremediği ve topraklarından çekilmek zorunda kaldığı ilk ırktır.
27 Şubat 2011 Pazar
Venezuella'da Devrim
"Dünya artık büyük sözlerle değil, küçük insanlarla değişiyor."
Ece Temelkuran, Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita
Ece Temelkuran, Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita
5 Eylül 2010 Pazar
Looking For Eric
“Zar atmaktan korkan asla altı atamaz”
“Her zaman düşündüğünden daha fazla seçeneğin vardır”
“En asil intikam affetmektir”

ve
Bishop (B): Bağırıyorlar. Adını haykırıyorlar.
Cantona (C): Korkunçtu, evet.
B: Sen mi korkardın? Asla!!
C: Durabilir diye korkardım. Kalabalığı şaşırtmayı severdim. Her zaman bir hediye vermek isterdim. İşe yaramayabilirdi, ama yararsa..
B: Akıldan çıkmazdın.
C: Evet. Ama bunun için önce kendine sürpriz yapmalısın. Risk alarak. Kendine hazırladığın limitlere bağlı. Sağlam oynarsan risk yoktur. Anladın mı?
“Zar atmaktan korkan asla altı atamaz”
- Looking for Eric
“Her zaman düşündüğünden daha fazla seçeneğin vardır”
“En asil intikam affetmektir”

ve
Bishop (B): Bağırıyorlar. Adını haykırıyorlar.
Cantona (C): Korkunçtu, evet.
B: Sen mi korkardın? Asla!!
C: Durabilir diye korkardım. Kalabalığı şaşırtmayı severdim. Her zaman bir hediye vermek isterdim. İşe yaramayabilirdi, ama yararsa..
B: Akıldan çıkmazdın.
C: Evet. Ama bunun için önce kendine sürpriz yapmalısın. Risk alarak. Kendine hazırladığın limitlere bağlı. Sağlam oynarsan risk yoktur. Anladın mı?
“Zar atmaktan korkan asla altı atamaz”
- Looking for Eric
4 Eylül 2010 Cumartesi
Erkeğin Aşkı
"Aşk, erkeğin yalnızlıktan kurtulmak için yürüdüğü yolda yapayalnızlığıdır."
"Aşk başka bir vücutta kendini sevmektir."
Bülent Akyürek, Kadınlar Üzerine Ahmet Abi'nin Gözünden Kaçanlar
"Aşk başka bir vücutta kendini sevmektir."
Bülent Akyürek, Kadınlar Üzerine Ahmet Abi'nin Gözünden Kaçanlar
5 Temmuz 2010 Pazartesi
Maradona

"Onunla büyüyen kuşak ondan kokainden dibe vurduğunda vazgeçmedi, şimdi kulübede duvar toslayınca da vazgeçmez. Çünkü Maradona mükemmel olmayan adamların en mükemmeli.."
Aceto Balsamico blog'undan
Maradona Giderken
6 Haziran 2010 Pazar
Paul Gascoigne
"İnkar edilemeyecek bir tek gerçek var; o da Britanya'nın savaş sonrası zihinsel tarihini yazmaya kalkan herkesin, Gazza'nın gözyaşlarını açıklamak zorunda kalacağıdır."
Simon Kuper, Futbol Asla Sadece Futbol Değildir
İngiliz Paul Gascoigne'in Dünya Kupası'nda Almanya maçında gördüğü sarı karttan sonra ağlaması üzerine
Simon Kuper, Futbol Asla Sadece Futbol Değildir
İngiliz Paul Gascoigne'in Dünya Kupası'nda Almanya maçında gördüğü sarı karttan sonra ağlaması üzerine
31 Mayıs 2010 Pazartesi
Masa Da Masaymış Ha
Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü, yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu, kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı, gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu, açlığını koydu
Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu
Edip Cansever
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü, yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu, kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı, gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu, açlığını koydu
Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu
Edip Cansever
23 Mayıs 2010 Pazar
Can Erik
"22 yaşındaydım, üniversite mezunuydum, Türkiye'nin aydınlık yüzlerinden biriydim, demokrasiye ve çağdaşlaşmaya sonuna kadar inanıyordum; ama 'Nasıl koydu Vestel Manisa?' diyen yetkiliye, koyulmuş biri olarak hiçbir kıza gülümsemediğim kadar çok gülümsüyordum. O, burada bir aile olduğumuzu söyledikçe canı gönülden katılıyor, ne kadar doğru bir tespit yaptığını söylüyordum. Çok çalışırsam ben de ilerde kendime ait bir kupayla ortalıkta gezinerek etrafımdaki yetkisizlerin bana gülümsemesini sağlayabilecektim. Yıllar sonra bana ait olan tek şey bir kupa olacağı için, o kupaya, bir kupaya verilmesi gerekenden daha çok kıymet verecektim.
Saate baktım, daha 11'di. 2 saattir buradaydım ama yıllar geçmiş gibiydi, akşam 6'ya kadar burada, müdürün kupasından çay içmemeye dikkat ederek kalacaktım ve bu ortalama 20 yıl sürecekti. 20 yıl sonra çimlere, günün istediğim saatinde, istediğim şekilde yayılmama izin verilecekti. Ama daha 20 yıl vardı önümde.
...Akşam işten çıktım, kravatımı cebime koyup, otobüsle Fındıklı Parkı'na gittim. Küçük bir kesekağıdında satılan can eriklerden aldım. Bankta oturup erikleri yerken kupa heyecanıyla geçecek 20 yılımı düşündüm. Sabahın altısında serviste o saatte bile çok enerjik birinin muhabbetiyle, akşamki dizinin muhabetiyle, Yeşilaycı çalışanlarının tembihleriyle, tatil ve haftasonu planlarıyla, küçük işyeri şakalaryla, forward mail'lerle, benden daha yetkililere gülümsemeyle geçecek 20 yıl vardı önümde. Biz iş yerinde mutlu bir aileydik ama deniz burada, çim burda, erik burada sabit duruyordu.
Çalışmak istemiyordum."
Umut Sarıkaya, Benim De Söyleyeceklerim Var
Saate baktım, daha 11'di. 2 saattir buradaydım ama yıllar geçmiş gibiydi, akşam 6'ya kadar burada, müdürün kupasından çay içmemeye dikkat ederek kalacaktım ve bu ortalama 20 yıl sürecekti. 20 yıl sonra çimlere, günün istediğim saatinde, istediğim şekilde yayılmama izin verilecekti. Ama daha 20 yıl vardı önümde.
...Akşam işten çıktım, kravatımı cebime koyup, otobüsle Fındıklı Parkı'na gittim. Küçük bir kesekağıdında satılan can eriklerden aldım. Bankta oturup erikleri yerken kupa heyecanıyla geçecek 20 yılımı düşündüm. Sabahın altısında serviste o saatte bile çok enerjik birinin muhabbetiyle, akşamki dizinin muhabetiyle, Yeşilaycı çalışanlarının tembihleriyle, tatil ve haftasonu planlarıyla, küçük işyeri şakalaryla, forward mail'lerle, benden daha yetkililere gülümsemeyle geçecek 20 yıl vardı önümde. Biz iş yerinde mutlu bir aileydik ama deniz burada, çim burda, erik burada sabit duruyordu.
Çalışmak istemiyordum."
Umut Sarıkaya, Benim De Söyleyeceklerim Var
10 Mayıs 2010 Pazartesi
Yan Etkiler
Dünya, iyi ve kötü insanlara ayrılmış gibiydi. İyiler daha huzurlu uyuyorlar, diye düşünüyordu Cloquet. Kötülerse uyanık oldukları saatlerin tadını daha iyi çıkarıyorlar.
Woody Allen, Side Effects
Woody Allen, Side Effects
11 Nisan 2010 Pazar
Scrubs

Hastalıkta, sağlıkta; iş-güç rutininde, yurtdışında; akşam çerez niyetine, depresyondan çıkma niyetine; yoldayken, yataktayken, sınıftayken, işteyken; arkadaşlarla, tek başına; yerken, içerken, tuvaletteyken; ruh temizliğine birebir. İzlemeye başladığımdan beri verdiğim en uzun arayı (9 ay) sonlandırmayı düşünüyorum. İlk sezonuna 6. kez (muhtemelen daha fazla) başlamanın zamanı geldi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


